Contatti
Info
Gündelik yaşamda karşılaştığımız psikolojik meseleleri Gestalt bakış açısı ve Varoluşçu felsefe zeminine oturtarak konuşuyoruz.
Episodi & Post
Episodi
Post
23 SET 2026 · Eski bir çocukluk fotoğrafım geçti elime. Uzun süre baktım. O çocuğun neler yaşadığını düşündüm. Sonra yavaştan düşüncelerim, yaşamdaki bir enerjinin ikiye bölünmüş haline odaklandı: yıkıcı ve yaratıcı enerji.
Bu bölüm o iki enerjiden birini seçmek üzerine değil. Öfke, nefret, yıkım ya da yalnızca yaratım veya salt sevgi hakkında da değil.
O çocuğa benim anlatacaklarım var.
Keyifli dinlemeler.
26 AGO 2026 · Bu bölümde İğneada’dan, yolda olmaktan ve deneyimin içinde kalmaktan başlayıp sinir sistemimize uzanıyoruz.
Sinir sistemi hayatta kalma modunda sıkıştığında ne olur? Bu süreç ilişkilerimizi nasıl etkiler?
Yaşam döngüsünde sezgiden uzaklaşmamızın ve esas ihtiyacımızla bir türlü temas edemememizin bununla bir ilgisi olabilir mi?
Tüm bunlara dair pek mühim konuları konuşuyoruz çünkü yaşam yalnızca hayatta kalmak üzerine bir yer değil.
8 AGO 2026 · Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
Üçüncü bölümde Begüm, kendisiyle, geçmişiyle ve yaşamla kurduğu ilişkinin farklı derinliklerini keşfetmeye başlar. İçinde barındırdığı yoğun hüzün ve öfkeyle ilişkilenerek tamamlanmamış meselelerini kapsamaya doğru yol alır. Sevgiyle kırgınlığın aynı anda var olabileceğini deneyimler. Varoluşunun farklı katmanlarıyla daha yakından temasa geçer. Esas şifalandıranın, sürecin kendisi olduğunu deneyimler.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
6 AGO 2026 · Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
İkinci bölümde Begüm, dört aylık bir aranın ardından terapi odasına yeniden gelir. Özlediğini söyler; fakat bu özlemin kime, neye ve nasıl bir ilişkiye ait olduğunu tarif etmekte zorlanır. Yakınlık ihtiyacıyla kendini kaybetme korkusu arasında gidip gelir. Duygularını açtıkça öfkesi, utancı ve uzaklaşma isteği de görünür hâle gelir.
Begüm, bir yandan anlaşılmak ve tutulmak isterken diğer yandan ilişki derinleştikçe geri çekilir. Bu bölüm, onun “o” diye andığı kişiyle birlikte kendi içindeki eksik ve korunmasız taraflarıyla temasa doğru ilerleyişini anlatır.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
4 AGO 2026 · Bu vaka serisi, üç bölümden oluşan kurgusal bir anlatıdır; gerçek kişi ve olaylarla doğrudan bir bağlantısı yoktur. Seride, Begüm karakterinin terapi odasında yaşadığı içsel çatışmalara ve dönüşüm sürecine dair kesitler yer almaktadır. Amaç, terapi odasının içinden temsiller sunarak terapötik ilişkiyi ve duygusal süreçleri hikâyesel bir biçimde sahnelemektir.
Birinci bölümde Begüm'ün büyük ikililikleri ve içsel çatışmaları sahneye çıkar. Sevdiğini söylerken bir yandan da ilişkide kalıp kalamayacağını sorgular. Yakınlık arttıkça konu değiştirir, dili değişir, uzaklaşmak ister. Terapi odasında bu gelgitler yavaş yavaş görünür olmaya başlar.
Yakınlık, kaygı ve kaçma isteği arasında gidip gelen Begüm, henüz adını koyamadığı duygularla temas etmeye çalışırken kendisiyle yüzleşmeye pek de hazır değildir.
NOT: Begüm karakterine sesiyle hayat veren Miray Aşan’a gönülden teşekkür ederim.
24 LUG 2026 · İnsan yaşadığı hayatın içinde değil, anlattığı hikayenin içinde yaşar.
Bu bölümde Pelin ile Alper'in anlattıklarından da yola çıkarak aynı ayrılık hikâyesini iki farklı bakış açısından dinleyecek, tek bir olayın nasıl bambaşka iki hikâyeye dönüşebildiğini birlikte keşfedeceğiz.
Ardından şu sorunun peşine düşeceğiz: insan yaşadığı hayatın içinde değil, yaşadığı hayata verdiği anlamın içinde mi yaşar? Kendimize anlattığımız hikâyeler kim olduğumuzu nasıl etkiler? Geçmişimizi değiştiremesek de, hayatımızın bundan sonraki bölümünü nasıl anlamlandırabiliriz?
Peki siz kendi hikayenizi nasıl anlatacaksınız?
Not: Eğer Pelin ile Alper'in hikayesini atlayıp direkt bölüme geçmek isterseniz 16:02'ye kaydırabilirsiniz.
12 GIU 2026 · Diyalektik Gazel - Attila ilhan
büyük bir şaşaadır ölüm
ebruli nurlarla gelir
öyle bir yanardağdır ki öfkesi
mutantan destur’larla gelir
karşıtıyla yüklüdür herşey
mutlak çözümlerden vazgeç
tartışılmaz mükemmellikler
ne gizli kusurlarla gelir
sen sen ol korkma karanlıktan
dik ışık çekirdeklerini
çünkü en berrak sular bile
en yağlı çamurlarla gelir
nasıl doğmakla başlarsa ölüm
ölmekle başlar öyle hayat
bil ki dünyayı sarsan sıçramalar
birikmiş şuurlarla gelir
6 GIU 2026 · Bu bölümde, insanlar olarak arzularımızın kendi başına şekillenmediğini; bunun ötesinde içinde bulunduğumuz sosyolojik, kültürel ve hatta siyasi yapı ile birlikte şekillendiğini konuşuyoruz. Fakat biz sanki kendi arzu ve isteklerimize kendimiz karar veriyormuşuz gibi sanrılar içinde hayatımızı yaşayabiliyoruz. Neyi arzulayacağımız, neye ihtiyaç duyduğumuza inandığımız aslında bizi çok aşkın yerlerden geliyor olabilir.
Bu konuyu somut şekilde anlatmak için 1970'li yılların Japonyası'na ve sonradan manipülatif şekilde yaratılan kahve kültürü hikayesine gidiyoruz.
Elbette ki bağ kurmak için illa dışarıdaki kültürden, yaratılanlardan kopmak ya da ayrışmak gerekmiyor. Hatta bu yaratılmış değerlerle birlikte bazen daha kolay bağlar kurabiliriz. Fakat hiçbir şeye körü körüne bağlı olmadan ve “bu benim varlığım, karakterim” demeden ilişkilenmek mühim.
Mesela niye kahve sevdiğimizi mantık düzeyinde bir şeylerle açıklarken, olayın özünü hiç bilmiyor olabiliriz.
Acaba istediğimiz şeyleri gerçekten biz mi istiyoruz, yoksa bize çoktan öğretilmiş arzuların içinde mi yaşıyoruz?
3 MAG 2026 · Bağımlılık gerçekten bir şeye mi yönelir? Yoksa başka bir şeyin eksikliğine mi?
Bruce K. Alexander tam da bu konunun peşinden giderek, farelerin sosyal bağ kurabildikleri ortamda uyuşturucu maddeye yönelmediklerini ve bağımlılık geliştirmediklerini gösteren bir deney ortaya koyuyor. “Rat Park” olarak bilinen bu çalışma, bağımlılığa ve hatta tedaviye bakışımızı ciddi biçimde sorgulatıyor.
Johan Hari de bağımlılık ve kaybolan bağlar üzerine kapsamlı araştırmalar yürüterek konunun önemini açıkça gözlerimizin önüne seriyor. Kendisinin TED konuşmasına şuradan ulaşabilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=PY9DcIMGxMs&t=137s
(Everything you think you know about addiction is wrong | Johann Hari | TED)
İçinde bulunduğumuz dünyada bir şeylere bağımlı olmadan yaşamak neredeyse mümkün değil. Hele ki kendimizi olduğumuz gibi ortaya koyup kabul edebilmek büyük bir baş kaldırı. İşte bu bölümde biraz da sosyolojik bir yerden tam bunlara bakıyoruz.
Keyifli dinlemeler.
Not: Bu bölüm bir üçlemenin ilk kısmı. İkinci bölümde Japonya’ya gidiyoruz.
İçinde bulunduğumuz global düzende bir şeylere bağımlı olmamak neredeyse mümkün değil.
11 APR 2026 · Ölüm bize yaşamı öğretmesin, ölüm bize ölümü öğretsin.
Bu bölümde yasla ne yapacağımızdan çok, o süreçle nasıl olabileceğimizi konuşuyoruz. Çoğu zaman hızla toparlanmak, anlamlandırmak ya da kaçmak isterken dirençler geliştiriyoruz. Halbuki belki de asıl mesele sadece olabilmek.
Keyifli dinlemeler.
Gündelik yaşamda karşılaştığımız psikolojik meseleleri Gestalt bakış açısı ve Varoluşçu felsefe zeminine oturtarak konuşuyoruz.
Informazioni
| Autore | Özgür Fatih Ataç |
| Organizzazione | Özgür Fatih Ataç |
| Categorie | Salute mentale , Istruzione , Relazioni interpersonali |
| Sito | - |
| psikolojik.meseleler@gmail.com |
Copyright 2026 - Spreaker Inc. an iHeartMedia Company